
Marka Hukukunda Kazanılmış Hak (Müktesep Hak) İlkesi ve Kısmen Tescil: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/849 E. Sayılı Kararı Işığında Karıştırılma İhtimali Analizi
11. Hukuk Dairesi 2024/849 E. , 2024/8549 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1633 Esas, 2023/1412 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/124 E., 2021/245 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2018/100415 sayılı “…+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin “AS” ibareli markalarına dayanarak yaptığı başvuru sonucu müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkili başvurusu ile redde mesnet markaların benzer olmadıklarını, aralarında iltibas doğmayacağını, müvekkili başvurusunun, davalı markalarının serisi olarak algılanmayacağını, markaların tüm unsurları ile birlikte oluşturduğu bütünsel izlenime göre benzerlik değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, davalı şirket markasının düz yazı karakterli olduğunu, müvekkili markasının kendine özgü renkler ve logo ile bir bütünlük sağladığını, taraf markalarının ortak olarak “as” ibarelerini içerdiğini ancak müvekkilinin as ibaresini içeren birçok markasının olduğunu, TÜRKPATENT kayıtlarında da “as” ibaresi ile başlayan birçok markanın bulunduğunu, “as” ibaresinin müvekkili tarafından yıllardır kullanıldığını ileri sürerek 2020-M-2093 sayılı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle benzer olduğunu, tüketici nezdinde her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, marka kapsamlarının da örtüştüğünü, müvekkilinin “as” ibaresinin yanında “robot” yan unsurunu kullandığı markalarının da bulunduğunu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “as” ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, davacının önceki markalarının tescil kapsamlarının dava konusu başvurunun kapsamındaki mal ve hizmetlerden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2018/100415 sayılı “…” ibareli davacı marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen davalı markalarının benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, davalı tarafa ait önceki tarihli markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte olduğu, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında, görsel, işitsel ve kavramsal unsurlar bakımından, ilgili tüketici nezdinde meydana gelen bütünsel algılar itibariyle, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin meydana gelebileceği, davacı her ne kadar “AS” ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etmiş olsa da davacı adına tek başına “AS” olarak tescilli bir markanın bulunmadığı; davacının 93/009298 sayılı markasında yer alan marka adı her ne kadar “AS” kelimesi olarak belirtilmiş ise de marka örneğinde “AS MAKİNA” olarak; 91/010976 sayılı markasında ise “AS METAL” olarak tescil edildiği, YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, “AS ROBOTİC+şekil” ibareli başvuru ile redde mesnet “AS” asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira gerek dava konusu başvurunun, gerekse redde mesnet markaların asli unsurlarının “AS” ibaresinde oluştuğu ve başvuruda yer verilen ayırt ediciliği bulunmayan “ROBOTİC” ibaresi ile ayırt edicilikte geri planda kalan şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, İlk Derece Mahkemesince davacının adına tescilli 91/010976 ve 93/009298 sayılı markalar nedeniyle başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunmadığının kabul edildiği, gerçekten de davacının marka başvuru dosyası kapsamındaki delillerle müktesep hakkının koşullarının oluştuğunu ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı marka başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itiraz sonucu davacı marka başvurusunun reddine dair kararın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacının reddedilen marka başvurusunda bulunan “AS” ibaresi, davacının önceki 93/009298 ve 91/010976 sayılı markalarında da ayırt edici unsur olarak yer almaktadır. Bu markaların tescil başvuru tarihi ile eldeki davanın konusunu oluşturan markanın başvuru tarihi arasında beş yıldan fazla süre geçmiş olup davacının önceki markalarının kullanılmadığı da savunma olarak ileri sürülmemiştir.
Başvuru konusu markanın asıl unsuru olan “AS” ibaresi davacı adına kazanılmış hak oluşturduğundan, davacının tescilli markalarındaki mal ve hizmet sınıflarında başvuru konusu markanın tescil edilmesine 6769 sayılı Kanun hükümleri kapsamında engel bir durum bulunmamaktadır. O halde mahkemece davacının önceki markalarında yer alan mal ve hizmet grupları açısından başvuru konusu markaya vaki davalı şirketin itirazlarının yerinde olmadığının kabulü ile mal ve hizmet ayıklaması yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Kararının Analizi
1. Kararın Künyesi
- Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
- Esas Numarası: 2024/849 E.
- Karar Numarası: 2024/8549 K.
- Karar Tarihi: 02.12.2024
2. Özet
Karar, davacının “AS ROBOTİC+şekil” ibareli marka tescil başvurusunun, davalı şirketin önceki “AS” ibareli markalarına dayalı itiraz sonucu TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesi işleminin iptali talebine ilişkindir. Yargıtay, uyuşmazlığın esasını oluşturan “AS” ibaresinin, davacının daha önceki tescilli markalarında da ayırt edici unsur olarak yer alması ve bu tescillerin kullanmama nedeniyle iptal riski taşımaması sebebiyle, bu unsur üzerinde davacı lehine kazanılmış hak (müktesep hak) oluştuğuna hükmetmiştir. Bu nedenle, davacının önceki markaları kapsamındaki mal ve hizmet grupları açısından tescile engel bulunmadığını belirterek, mahkemece mal ve hizmet ayıklaması yapılması gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu saptamış ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
3. Anahtar Kavramlar
- Marka Başvurusunun Reddi
- Karıştırılma İhtimali (İltibas Tehlikesi)
- Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 6/1
- Markada Kazanılmış Hak (Müktesep Hak)
- Marka Serisi
- Mal ve Hizmet Ayıklaması
- TÜRKPATENT YİDK Kararının İptali
Deneyimli Bir Hukuk Profesörü Gözüyle Analiz
1. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın temelini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 6. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen nispi tescil engelini teşkil eden karıştırılma ihtimali kriterine dayandırmıştır. Ancak nihai çözümde, bu kuralı bir üst hukuk ilkesi olan kazanılmış hak (müktesep hak) prensibi ile sınırlamıştır. Yargıtay, bir teşebbüsün kendi tescil portföyü içerisinde, uzun süredir kullandığı ve kullanmama savunmasına konu olmamış bir çekirdek unsuru (Burada “AS” ibaresi) yeni bir başvurusunda kullanmasının, üçüncü kişi itirazları karşısında hukuki güvence altında olması gerektiği görüşünü benimsemiştir. Bu yaklaşım, hukuki güvenlik ve hukukta istikrar genel ilkelerine dayanmaktadır.
2. Gerekçenin Analizi
Yargıtay‘ın kararını gerekçelendirirken kullandığı mantık silsilesi, hakkaniyet ve orantılılık ilkesini esas alır:
- Müktesep Hakkın Tespiti: Reddedilen başvurudaki “AS” ibaresinin, davacının önceki tescilli markalarında da (93/009298 ve 91/010976) ayırt edici unsur olarak yer aldığı ve bu tescillerin başvuru tarihi ile eldeki başvuru arasında beş yıldan fazla süre geçtiği tespit edilmiştir. Bu, davacı lehine “AS” ibaresi üzerinde bir kazanılmış hak oluştuğu anlamına gelir.
- Tescil Engelinin Ortadan Kalkması: Kazanılmış hak, aynı başvuru sahibinin kendi markaları arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığından, davalı şirketin itirazının davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları açısından artık geçerli bir engel teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Mahkemenin Hatası: İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, bu kazanılmış hakkın varlığını ve kapsamını göz ardı ederek, itirazın tamamının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar vermiştir.
- Doğru Hukuki Çözüm: Doğru olan hukuki çözüm, müktesep hakkın koruduğu mal ve hizmet grupları açısından itirazın reddedilmesi ve bu yolla mal ve hizmet ayıklaması yapılarak başvurunun kısmen tesciline karar verilmesidir. Tümden ret kararı, orantılı olmaması nedeniyle bozulmalıdır.
3. Karardaki Kilit Cümleler
- “Davacının reddedilen marka başvurusunda bulunan “AS” ibaresi, davacının önceki 93/009298 ve 91/010976 sayılı markalarında da ayırt edici unsur olarak yer almaktadır.”
- “Başvuru konusu markanın asıl unsuru olan “AS” ibaresi davacı adına kazanılmış hak oluşturduğundan, davacının tescilli markalarındaki mal ve hizmet sınıflarında başvuru konusu markanın tescil edilmesine 6769 sayılı Kanun hükümleri kapsamında engel bir durum bulunmamaktadır.”
- “O halde mahkemece davacının önceki markalarında yer alan mal ve hizmet grupları açısından başvuru konusu markaya vaki davalı şirketin itirazlarının yerinde olmadığının kabulü ile mal ve hizmet ayıklaması yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.”
Benzer İçtihat Listesi ve Kısa Özet
(Bu kısım için kullanılan kararlar, ana karardaki görüşü destekleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin istikrarını göstermek amacıyla oluşturulmuştur.)
1. Benzer İçtihat Listesi
2. Kısa Özet
(2018/1429 K.): Markanın asli unsurunda müktesep hak doğmuşsa, üçüncü kişi itirazı aynı kapsamdaki tescile engel olmaz ve bu kararı destekler.
- (2019/7695 K.): Aynı çekirdek ibareyi kullanan markaların varlığı marka serisi oluşturduğundan, iltibas itirazının bu seriyi kuran kişiye karşı ileri sürülemeyeceği yönündedir.
- (2020/2258 K.): Çekirdek unsur üzerinde hak sahipliği tespit edildiğinde, mahkemenin mal ve hizmet ayıklaması yaparak kısmen tescile karar vermesi gerektiğini vurgular.
- (2021/4143 K.): Kısmen tescil imkânı araştırılmaksızın davanın tümden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ve ayırt edicilikte geri planda kalan unsurların tescili için ayıklama yapılmasını gerektirdiği yönüyle ana kararı destekler.
- (2023/688 K.): Ayırt ediciliği zayıf bir ibarenin dahi, önceki tescillerle kazanılmış ayırt edicilik ve müktesep hak teşkil etmesi durumunda tescilinin mümkün olduğunu teyit eder.
- (2023/8402 K.): Kazanılmış hak ilkesinin, marka sahibinin ticari gelişim özgürlüğünü koruduğunu ve kendi portföyündeki unsurların yeni başvurularında korunması gerektiğini belirtir.
- (2024/6007 K.): Mahkemelerin, itirazı haklı bulsalar dahi, kısmen tescil imkânı olup olmadığını re’sen araştırma yükümlülüğünün bulunduğu içtihadını pekiştirir.
Detaylandırma ve Bilimsel Görüşler (Doktrin)
1. Çekişme Konusu Örnekler
Ana kararda çözülen hukuki sorun, marka tescil sürecinde, bir başvuru sahibinin kendi oluşturduğu marka serisini üçüncü kişi itirazlarına karşı korumasıdır. Yargıtay’ın bakış açısı, bu durumun bir menşe yanılgısı (iltibas) yaratmayıp, aksine menşe tekliği (aynı firmanın ürünleri) algısı yarattığıdır.
Örnek 1: Sektördeki Çekirdek İbareyi Koruma
- Sorun: Bir giyim firması, yıllardır “ULTRA-MODA” ve “ULTRA-SPOR” markalarını başarıyla kullanmaktadır. Yeni başvurusu “ULTRA-ÇİZGİ+şekil” için üçüncü bir rakip itiraz etmiştir.
- Yargıtay’ın İzahı: Yargıtay, “ULTRA” ibaresinin davacı adına önceki tescillerde de asli unsur olduğunu ve beş yıllık kullanım süresinin dolduğunu görecektir. Bu durum, davacı lehine müktesep hak yaratır. Bu hak, davacının kendi markaları arasında bir karıştırma tehlikesi doğurmayacağı için itirazın, en azından önceki tescil kapsamındaki mal/hizmetler açısından yerinde olmadığını kabul edecektir. Aksi takdirde, firmanın kurumsal kimliğinin çekirdeği engellenmiş olur.
Örnek 2: Mal/Hizmet Sınıfı Ayıklaması İle Kısmi Tescil
- Sorun: Davacı, 25. sınıfta (giysiler) tescilli “AURA” markasına sahiptir. Şimdi 35. sınıfta (perakendecilik hizmetleri) tescilli “AURA MAĞAZACILIK” için başvurmuştur. Davalı bir rakip itiraz etmiştir.
- Yargıtay’ın İzahı: Davacının 25. sınıfta “AURA” üzerinde müktesep hakkı vardır. Başvuru 35. sınıf hizmetleri içerse de, bu hizmetler 25. sınıftaki mallarla ilgili olduğundan, davacının müktesep hakkı bu hizmetleri de korur. Mahkeme, 35. sınıfta yer alan ve davacının 25. sınıf mallarına ilişkin olan perakendecilik hizmetleri için tescile izin vermeli, yani mal ve hizmet ayıklaması yaparak kararı kısmen tescil yönünde düzeltmelidir.
2. Karşılaştırmalı Analiz
Yargıtay, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde menfaatler dengesini şu şekilde kurar:
Giriş
Marka tescil süreçleri, sınai mülkiyet haklarının korunmasında temel mekanizmayı oluşturur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde 6/1, bir markanın önceki bir markayla karıştırılma ihtimali yaratmasını (iltibas) nispi tescil engeli olarak düzenler. Ancak, bu makalenin inceleme konusu olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/849 Esas, 2024/8549 Karar sayılı (T. 02.12.2024) kararı, bu genel kuralın, aynı marka sahibinin kendi portföyü içindeki başvuruları söz konusu olduğunda nasıl farklı yorumlandığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı, bu karar ışığında Yargıtay‘ın markada kazanılmış hak (müktesep hak) doktrinini ve bunun iltibas itirazlarını aşmadaki rolünü, derinlemesine hukuki analiz, destekleyici içtihatlar ve bilimsel görüşler aracılığıyla incelemektir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
Yargıtay’ın Gerekçeleri ve Dayandığı Hukuki Temeller
Yargıtay, davadaki uyuşmazlığı çözerken esasen bir menfaatler dengesi kurmuştur. İlk bakışta SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimali (iltibas) mevcut görünse de, Yargıtay, bu kuralı kazanılmış hak (müktesep hak) ilkesiyle sınırlandırmıştır. Kararın hukuki temeli, “AS” ibaresinin davacı adına önceki tescillerde de yer alması ve bu tescillerin beş yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle hukuki istikrar kazanmış olmasıdır.
Yargıtay‘a göre, başvurunun asli unsuru olan “AS” ibaresi davacı adına kazanılmış hak oluşturduğundan, davacının kendi tescilli markalarındaki mal ve hizmet sınıflarında yeni başvurunun tescil edilmesine kanuni engel bulunmamaktadır. Bu, bir teşebbüsün kendi kurumsal kimliğini oluşturan çekirdek unsuru (seri marka unsuru) kullanmasının, aynı teşebbüsün diğer markalarına yönelik bir iltibas yaratmayacağı, aksine menşe tekliği algısını pekiştireceği varsayımına dayanır.
Yargıtay’ın Kararını Destekleyen Mantık Silsilesi
Kararın gerekçesi, alt dereceli mahkemelerin orantılılık ilkesini ihlal ettiğini göstermektedir: Mahkemeler, müktesep hakkı reddederek başvurunun tamamını reddetmiştir. Oysa Yargıtay, müktesep hakkın varlığını kabul ederek şu mantığı takip etmiştir:
- Müktesep hak varsa, bu hak önceki tescil kapsamındaki mal/hizmetler için tescile engel teşkil etmez.
- Bu kapsam dışındaki mal/hizmetler için de karıştırılma ihtimali değerlendirilmelidir.
- Dolayısıyla, mahkemenin davanın tümden reddi yerine, hakkaniyet ve orantılılık gereği mal ve hizmet ayıklaması yaparak karıştırılma ihtimali olmayan mal/hizmetler için kısmen tescile izin vermesi gerekirdi.
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
İncelenen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin markada kazanılmış hak ve seri marka oluşumunu koruyan yerleşik içtihatlarının istikrarlı bir uygulamasıdır. Bu kararlar, bir teşebbüsün kendi marka portföyünü üçüncü kişi itirazlarına karşı korumasını sağlamaktadır.
- Daire, markaların çekirdek unsurunun aynı olması halinde, mal ve hizmet ayıklaması yapılarak kısmen tescile karar verilmesi gerektiğini defalarca vurgulamıştır (Örn: Yargıtay 11. HD, E. 2020/336, K. 2020/2258, T. 09.03.2020).
- Kısmen tescil imkânı araştırılmaksızın tümden ret kararının hukuka aykırı olduğu yönündeki görüş de Daire içtihatlarında süreklilik arz etmektedir (Örn: Yargıtay 11. HD, E. 2020/2717, K. 2021/4143, T. 23.09.2021).
- Kazanılmış hak ilkesi, marka sahibinin ticari gelişim özgürlüğünü koruduğu için, Yargıtay tarafından öncelikli bir hukuki değerlendirme aracı olarak benimsenmiştir (Örn: Yargıtay 11. HD, E. 2023/2984, K. 2023/8402, T. 16.11.2023).
Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları
Çekişme Konusu Somut Örnekler
Yargıtay‘ın bu yaklaşımının somut örnekleri, genellikle ayırt ediciliği zayıf olan ancak tescil serisi ile güç kazanmış markalarda görülür. Örneğin marka tescil sürecindeki ücret/ücretler/fiyatlar maliyetini dahi haklı çıkaracak kadar değerli olan bir çekirdek ibare (Örn: “DİNAMİK”) ele alınabilir. Bir firma “DİNAMİK YAPI” ve “DİNAMİK TESİSAT” markalarına sahipse, “DİNAMİK ENERJİ” başvurusu için yapılan itirazda Yargıtay, “DİNAMİK” ibaresinin müktesep hak oluşturduğunu kabul edecektir. Gerekçe, tüketici nezdinde “DİNAMİK” ile başlayan tüm ürünlerin aynı ticari kaynaktan (menşe tekliği) geldiği algısının yerleşmiş olmasıdır.
Karşılaştırmalı Analiz
Yargıtay‘ın kararı, hukuka aykırı eylem nitelemesinde bir ayrım çizgisi çizer:
- Hukuka Aykırı Kabul Edilmez (Müktesep Hak): Bir marka sahibinin kendi yarattığı ve yıllardır kullandığı bir serinin parçası olarak yeni bir marka tescil etmesi. Bu durumda karıştırılma ihtimali, aynı firmanın genişleyen ürün portföyü olarak yorumlanır.
- Hukuka Aykırı Kabul Edilir (İltibas): Aynı çekirdek ibarenin, ticari bağı olmayan üçüncü bir kişi tarafından, benzer mal veya hizmetler için tescil edilmeye çalışılması. Bu durumda ise menşe yanılgısı riski nedeniyle SMK m. 6/1 devreye girer.
Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış
Yargıtay‘ın bu kararda ortaya koyduğu kazanılmış hak ilkesi, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hukuku’ndaki seri marka (serienmarke) kavramıyla paralellik arz etmektedir. Avrupa Adalet Divanı (CJEU) ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) uygulamalarında, bir marka sahibinin kendi markaları arasında benzerlikten kaynaklanan itirazları değerlendirirken, bu durumun kamuyu yanıltma niteliği taşımadığı kabul edilmektedir. Alman Federal Mahkemesi (BGH) de aynı teşebbüs tarafından kullanılan temel unsurların korunmasına yönelik istikrarlı içtihatlara sahiptir. Bu uluslararası standartlar, Türk hukukunda benimsenen müktesep hak yaklaşımının, modern sınai mülkiyet hukuku prensipleriyle ne denli örtüştüğünü açıkça göstermektedir.
Sonuç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/849 Esas sayılı kararı, Türk marka hukukunda müktesep hak ilkesinin uygulama kapsamını ve sınırlarını netleştiren kritik bir içtihattır. Karar, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde marka sahibinin kendi tescil geçmişini ve bu geçmişten doğan hakkını göz ardı etmenin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu kesin olarak hükme bağlamaktadır. Uygulayıcılar açısından en önemli çıkarım şudur: Marka tescil davasında, davacının önceki markaları ile yeni başvurusunun çekirdek unsuru aynı ise, mahkeme davanın tümden reddi yerine, mutlaka mal ve hizmet ayıklaması yaparak müktesep hak kapsamındaki mal ve hizmetler için tescile izin vermelidir. Bu yaklaşım, Yargıtay’ın hukuki istikrar ve marka sahiplerinin ticari gelişimi arasındaki hassas dengeyi koruma kararlılığını göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Marka Tescilinde Müktesep Hak ve İltibas Sorunları
- Marka Tescilinde Karıştırılma İhtimali (İltibas) Nedir?
- Cevap: Bir markanın, önceki tescilli bir markayla benzerliği nedeniyle tüketicide yanlışlıkla birbiriyle ilişkilendirilme veya aynı teşebbüse ait olduğu yanılgısı yaratma potansiyelidir (SMK m. 6/1).
- Yargıtay’ın Müktesep Hak İlkesini Uygulamasının Temel Sebebi Nedir?
- Cevap: Aynı marka sahibinin, uzun süredir tescilli ve kullanılan bir çekirdek ibareyi yeni başvurusunda kullanmasının, kendi markaları arasında iltibas yaratmayacağı, aksine menşe tekliği algısını pekiştireceği varsayımıdır.
- Markada Kazanılmış Hak (Müktesep Hak) Hangi Şartlarda Doğar?
- Cevap: Aynı marka sahibi tarafından, markanın çekirdek unsurunun daha önceki tescillerde kullanılmış olması ve bu önceki tescillerin kullanmama nedeniyle iptal davasına konu olmaması (genellikle 5 yıldan fazla süre geçmesi) şartıyla doğar.
- Müktesep Hak, Üçüncü Kişi İtirazını Tamamen Ortadan Kaldırır mı?
- Cevap: Hayır, sadece müktesep hakka konu olan önceki tescil kapsamındaki mal/hizmetler için itirazın yerinde olmadığını gösterir; bu kapsam dışındaki mal/hizmetler için karıştırılma ihtimali devam edebilir.
- Mal ve Hizmet Ayıklaması Yapılmasının Hukuki Gerekliliği Nedir?
- Cevap: Yargıtay içtihatlarına göre, itirazın sadece başvurunun bir kısmını kapsadığı durumlarda davanın tümden reddini önlemek, orantılılık ilkesini uygulamak ve müktesep hakla korunan kısımların tescilini sağlamak amacıyla yapılır.
- TÜRKPATENT YİDK Kararları Ne Zaman İptal Edilebilir?
- Cevap: TÜRKPATENT YİDK kararlarının, Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine ve özellikle kazanılmış hak gibi temel hukuki ilkelere aykırı olduğu tespit edilirse, mahkeme kararıyla iptal edilebilir.
- Yargıtay’ın Tümden Ret Kararını Bozmasının Sebebi Nedir?
- Cevap: Alt derece mahkemeleri, müktesep hak ilkesini ve mal ve hizmet ayıklaması yapılması zorunluluğunu göz ardı ederek, hukuken tescili mümkün olan kısımları da reddettikleri için karar bozulmuştur.
- Marka Serisi Kavramı, Müktesep Hakkı Nasıl Destekler?
- Cevap: Aynı çekirdek unsurun birden fazla tescilde kullanılmasıyla oluşan marka serisi, o unsurun ilgili teşebbüse aidiyetini güçlendirir ve kazanılmış ayırt edicilik yaratarak müktesep hakkın temelini oluşturur.
- Davacının Önceki Markalarının Kullanılmadığının İleri Sürülmemesi Neden Önemlidir?
- Cevap: SMK m. 9 uyarınca markanın tescilinden sonra 5 yıl kullanılmaması iptal sebebidir. Kullanılmama savunmasının ileri sürülmemesi, önceki tescillerin hukuki güvencesini pekiştirerek müktesep hakkın varlığını güçlendirir.
- Karardaki “AS” İbaresinin Asli Unsur Kabul Edilmesi Ne Demektir?
- Cevap: Markanın tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenimde en belirleyici ve ayırt edici unsurun “AS” olduğu; diğer unsurların (ROBOTİC, şekil) tali kaldığı anlamına gelir.
- Hangi Durumlarda Müktesep Hak İddiası Zayıflar?
- Cevap: Önceki tescillerin süresi dolmuşsa, kullanmama nedeniyle iptal davasına konu olmuşsa veya çekirdek unsur farklı sınıflarda tamamen farklı mal ve hizmetleri kapsıyorsa zayıflar.
- Kısmen Tescil Kararı Kimin Menfaatine Hizmet Eder?
- Cevap: Başvuru sahibinin, hakkının yersiz yere kısıtlanmasını önleyerek en üst düzeyde menfaatine hizmet ederken, itiraz edenin haklarını da korur.
- Marka Tescil Ücretleri/Ücretler/Fiyatlar İadesi Yargıtay Kararında Neden Yer Almıştır?
- Cevap: Temyiz başvurusu kabul edilip Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulduğu için, peşin alınan temyiz karar harcının iadesi yasal bir sonuçtur.
- Mahkemelerin İltibas Değerlendirmesi Sadece Görsel Unsurlara mı Dayanır?
- Cevap: Hayır, karıştırılma ihtimali görsel, işitsel ve anlamsal (kavramsal) unsurların bütünsel olarak bıraktığı genel izlenime göre değerlendirilir.
- Hukuk Profesörleri (Doktrin) Mal ve Hizmet Ayıklamasına Neden Önem Verir?
- Cevap: Orantılılık ilkesi gereği, itirazın haklı olduğu kısım ile haklı olmadığı kısmın ayrılması, yargılamanın hakkaniyetli olmasını sağlar ve hakkın özüne haksız müdahaleyi önler.
- Yargıtay’ın Görüşü Uluslararası Standartlarla Uyumlu mudur?
- Cevap: Evet, Yargıtay‘ın müktesep hak ve seri marka yaklaşımı, Alman ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) uygulamaları ile örtüşmektedir.
- İltibasın Tespitinde Emtia Benzerliği Tek Başına Yeterli midir?
- Cevap: Hayır, emtia (mal ve hizmet) benzerliğinin yanında, markaların benzerliği de olmalı ve bu iki koşulun birleşimi, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmalıdır.
- Kazanılmış Hakkın Tescil Edilmemesi Durumunda Başvuru Sahibi Nasıl Zarar Görür?
- Cevap: Kendi markasının çekirdek unsurunu kullanarak ticari portföyünü genişletmesi engellenir; bu da marka değerinin düşmesine ve haksız ticari kısıtlamaya yol açar.
- Kararda “İlişkilendirilme İhtimali” İfadesi Neye İşaret Eder?
- Cevap: Karıştırılma ihtimalinin daha geniş bir yorumudur. Tüketicinin, markaların aynı veya ekonomik olarak ilişkili teşebbüslerden geldiği düşüncesine kapılması yeterlidir.
- Yargıtay Kararının Sonucunda İlk Derece Mahkemesi Ne Karar Vermek Zorundadır?
- Cevap: Yargıtay‘ın bozma kararına uymak zorundadır. Yani, müktesep hak ilkesini dikkate alarak mal ve hizmet ayıklaması yapmalı ve başvuruyu kısmen tescil yönünde değerlendirmelidir.
- Davalı Şirketin “AS” İbaresine Dayanma Hakkı Neden Kısıtlanmıştır?
- Cevap: Davalı itirazının, davacının kendi tescilinden doğan hukuken üstün kabul edilen kazanılmış hakkı karşısında, artık geçerli bir tescil engeli teşkil etmemesi nedeniyle kısıtlanmıştır.
- Hukuki Güvenlik İlkesi Kararda Nasıl Somutlaşmıştır?
- Cevap: Davacının uzun süredir tescilli markaları üzerindeki hakkının korunması, bu hakkın hukuki statüsünün sürekliliği ve güvenilirliği anlamına gelerek somutlaşmıştır.
- Markada Kullanım Zorunluluğu Süresinin Müktesep Hakka Etkisi Nedir?
- Cevap: Kullanım zorunluluğu süresinin (5 yıl) dolmuş olması ve kullanmama itirazının olmaması, müktesep hakkın varlığını ve dayanıklılığını kanıtlayan güçlü bir karinedir.
- Bölge Adliye Mahkemesi Kararının BOZULARAK KALDIRILMASI Ne Anlama Gelir?
- Cevap: Yargıtay‘ın, Bölge Adliye Mahkemesi kararını hukuka aykırı bulduğunu ve bu kararın tüm hukuki sonuçlarının ortadan kaldırıldığını ifade eder.
- “AS MAKİNA” ve “AS METAL” Markalarının Dava Konusu Markaya Benzerliği Hangi Açıdan Önemlidir?
- Cevap: Bu markalar, “AS” ibaresinin davacı tarafından aynı ticari alanda (makine/metal/robotik) kullanıldığını göstererek, “AS” ibaresinin davacının marka serisinin çekirdeği olduğunu kanıtlamıştır.
- Marka Tescilinde Kısmen Tescil Kararı Nasıl Verilir?
- Cevap: Mahkeme, başvurudaki mal ve hizmet listesini inceleyerek, itirazın haklı olduğu kısımları (ret), müktesep hakla korunan kısımları (tescil) ve itirazın hiç kapsamadığı kısımları (tescil) ayırarak karar verir.
- İptal Edilen YİDK Kararının Hukuki Niteliği Nedir?
- Cevap: YİDK kararı, bir idari işlem olup, iptali için açılan dava idari yargı değil, fikri mülkiyet hukuku kapsamında uzman mahkemelerde görülür.
- Hukuki Sonuç Açısından “Davanın Reddi” ile “Ayıklama Sonucu Kısmen Tescil” Arasındaki Fark Nedir?
- Cevap: “Davanın reddi”, başvurunun tamamen tescil edilememesi demektir. “Ayıklama sonucu kısmen tescil” ise, başvurunun bir kısmının tescil edilmesine izin verilmesi demektir ki bu davacı için önemli bir hukuki kazanımdır.
- Temyiz Başvurusunun Kabulü Ne Anlama Gelir?
- Cevap: Temyiz şartları ve usul eksiklikleri açısından yapılan ön incelemede bir sorun bulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine geçildiği anlamına gelir.
- Yargıtay Kararının TÜRKPATENT Uygulamalarına Etkisi Ne Olacaktır?
- Cevap: TÜRKPATENT, itiraz değerlendirmelerinde, aynı başvuru sahibinin önceki tescilleri söz konusu olduğunda müktesep hak ilkesini ve mal ve hizmet ayıklaması gerekliliğini daha dikkatli uygulamak zorunda kalacaktır.
Bülent AYDIN
Marka Uzmanı
Etkin Patent Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Amed Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Amed Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.






